Yargıtay 19. Hukuk Dairesi – 29.05.2012 – (2012/4065 Esas, 2012/9080 Karar)

DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


KARAR : Asıl ve birleşen davada davacı vekili, davalı ile imzalanan Sistem Kullanım Anlaşmasının 10. maddesindeki cezai şartın davalıdan tahsili için düzenlenen faturaların davalıca iade edildiğini ileri sürerek, fazlaya ait hakları saklı tutularak cezai şart alacaklarının yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı vekili, sözleşmenin 14. maddesine göre, uyuşmazlığın Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından çözüme kavuşturulacağı ve kurul kararlarının bağlayıcı olduğunun açık bulunduğu, kurul nezdinde girişimde bulunmadan doğrudan dava yoluna gidilmesinin anlaşmaya aykırı olduğunu belirtmiş, esas yönünden de davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacı tarafın Sistem Kullanım Anlaşmasının 14. maddesine uygun davranmadığı ve davalının süresi içinde uyuşmazlığın hakemde çözümlenmesi gerektiğine ilişkin itirazı karşısında 413/1 maddesi uyarınca ana dava ve birleşen davanın ayrı ayrı usülden reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davadaki davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Taraflar asındaki 26.07.2011 tarihli Sistem Kullanım Anlaşmasının Anlaşmazlıkların Çözümü başlıklı 14. maddesi; “TEİAŞ ile kullanıcının bu anlaşmanın hükümleri üzerinde mutabakata varamamaları halinde, anlaşmazlığın çözümü konusunda kuruma yazılı olarak başvuruda bulunabilir. Anlaşmazlıklar kurum tarafından çözüme kavuşturulur. Anlaşmazlıklar hakkındaki Kurul Kararları bağlayıcıdır.” biçiminde düzenlenmiştir.

Tarafların aralarında çıkacak ihtilafların kural olarak mahkeme eliyle çözümlenmesi gerekir. Ancak taraflar imzaladıkları sözleşme ile ihtilafın hakemler eliyle çözülmesini kararlaştırabilecekleri gibi, asıl sözleşmeden ayrı olarak da hakem sözleşmesi yapabilirler.

Tahkim iradesi, hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açık ve kesin olmalı, tarafların ihtilafın hakemde görülmesi iradesi kararlı bulunmalıdır. Sistem kullanım Anlaşmasının 14. maddesinde ise “ Tarafların anlaşmazlığın çözümü konusunda kuruma yazılı olarak başvuruda bulunabilir.” ifadesi ile kesin bir tahkim iradesinden ve tahkim şartından söz edilemeyeceğinden, mahkemece tahkim itirazının reddi ile işin esasının incelenerek varılacak uygun sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın usülden reddi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün asıl dava ve birleşen davanın davacısı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre asıl dava ve birleşen dava davacısının öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.